2026–2027 Akademik Yılı Açılış Konuşması
Sayın Bakanım,
Sayın Mütevelli Heyeti Başkanım ve mütevelli heyeti üyelerim,
Değerli akademisyenlerimiz, çalışma arkadaşlarımız,
Sevgili öğrencilerimiz ve saygıdeğer konuklarımız,
Hepinizi saygı, sevgi ve içtenlikle selamlıyorum.
Ankara Bilim Üniversitesinin 2026–2027 Akademik Yılı Açılış Töreni'nde sizlerle birlikte olmaktan büyük bir onur ve mutluluk duyuyorum.
Sayın Bakanım, yoğun programınız arasında bizlerle birlikte olmanız, üniversitemiz ve öğrencilerimiz için son derece kıymetli. Katılımınızla bizleri onurlandırdığınız için teşekkür ediyorum.
Bugün burada yeni bir akademik yılı karşılamak üzere toplandık. Ancak ben bu buluşmanın, bir akademik yılın başlangıcından daha fazla anlam taşıdığını düşünüyorum.
Çünkü bir üniversitenin açılış töreni, yalnızca yeni derslerin başlayacağı bir gün değildir. Aynı zamanda geride bıraktığımız dönemi değerlendirmek ve gelecekte nereye ulaşmak istediğimizi birlikte düşünmek için önemli bir fırsattır.
Bugün sizlerle Ankara Bilim Üniversitesinin kuruluşundan bu yana geçirdiği gelişimi, bugün geldiği noktayı ve önümüzdeki yıllara ilişkin hedeflerimizi anlatmak, üniversitemizin geleceğine olan inancımızı paylaşmak istiyorum.
Bir üniversite kurmak, geleceğe duyulan güvenin en somut ifadelerinden biridir.
Çünkü üniversite kurarken yalnızca bugünün ihtiyaçlarını düşünmezsiniz. Henüz üniversite çağına gelmemiş gençleri, gelecekte ortaya çıkacak meslekleri, bugün cevabını bilmediğimiz bilimsel soruları ve yıllar sonra karşılaşacağımız toplumsal sorunları da düşünmek zorundasınız.
Ankara Bilim Üniversitesi, 2020 yılında böyle bir anlayışla eğitim hayatına başladı.
Kurucu vakfımız Türkiye Verimlilik Vakfının ve Mütevelli Heyetimizin desteğiyle başlayan bu yolculukta, kısa sayılabilecek bir sürede önemli bir mesafe katettik.
Üniversitemizin kuruluşundan bu yana geçen altı yılın kolay bir dönem olduğunu söyleyemeyiz. Dünyanın ve yükseköğretimin büyük değişimler geçirdiği bir dönemde akademik yapımızı oluşturduk, programlarımızı geliştirdik, akademik kadromuzu güçlendirdik ve öğrencilerimizle birlikte büyüdük.
Bugün geriye dönüp baktığımızda, yalnızca büyüyen bir üniversite değil, giderek güçlenen bir akademik topluluk görüyoruz.
Bu gelişimin arkasında, üniversitemizin kuruluşuna inanan ve imkân sağlayan Mütevelli Heyetimiz; bilgi ve emeğini ortaya koyan akademisyenlerimiz; büyük bir özveriyle çalışan idari personelimiz ve üniversitemize güvenerek burada olan öğrencilerimiz var.
Biliyorsunuz ki bir üniversitenin gerçek gücü, sahip olduğu binalardan önce, o binaların içinde çalışan ve üreten insanlardır.
Bugün Ankara Bilim Üniversitesi, akademisyenleri, akademik programları, öğrencileri, mezunları, araştırma faaliyetleri ve uluslararası ilişkileriyle gelişimini sürdüren bir yükseköğretim kurumudur.
Kuruluş yıllarında önceliğimiz, güçlü ve sürdürülebilir bir akademik temel oluşturmaktı.
Bugün ise bu temelin üzerinde eğitimin niteliğini artırmaya, araştırma kapasitemizi geliştirmeye, öğrencilerimize daha fazla imkân sunmaya ve üniversitemizin topluma sağladığı katkıyı güçlendirmeye odaklanıyoruz.
Bizim için önemli olan yalnızca kaç öğrencimizin olduğu ya da kaç program açtığımız değil. Öğrencilerimizin üniversitede nasıl bir eğitim aldığı, mezun olduklarında hangi yetkinliklere sahip olduğu, akademisyenlerimizin hangi bilimsel katkıları ortaya koyduğu ve üniversitemizin ülkemiz için nasıl bir değer ürettiğidir.
Bir üniversitenin başarısının, zaman içinde yetiştirdiği insanların başarılarında görünür hâle geldiğine inanıyorum. Bu nedenle mezunlarımızın gelişimini ve istihdamını izlemeyi, öğrencilerimizin deneyimlerini iyileştirmeyi, bilimsel araştırmalarımızın niteliğini artırmayı ve uluslararası akademik iş birliklerimizi güçlendirmeyi önemsiyoruz.
Çünkü büyümenin anlamlı olabilmesi için nitelikle birlikte ilerlemesi gerektiğini biliyoruz.
Bugün yükseköğretimin karşı karşıya olduğu en önemli sorulardan biri şudur:
Gençlerimizi nasıl bir geleceğe hazırlıyoruz?
Bu sorunun cevabının artık yalnızca iyi bir mesleki eğitim vermek olamayacağını düşünüyoruz.
Yapay zekânın çalışma biçimlerini değiştirdiği, sürdürülebilirliğin bütün sektörler için temel bir sorumluluk hâline geldiği, yeni mesleklerin ortaya çıktığı ve mevcut mesleklerin dönüşüme uğradığı bir dünyada yaşıyoruz.
Böyle bir dünyada üniversitelerin yalnızca mevcut bilgiyi aktarması yeterli değil. Öğrencilerimizin öğrenmeyi öğrenmesini, sorgulamasını, farklı disiplinlerden yararlanmasını, sorunları fark etmesini ve çözüm geliştirmesini sağlamamız gerekiyor.
Millî Eğitim Bakanlığımızın Türkiye Yüzyılı Maarif Modeli ile ortaya koyduğu, bilgiyi beceriyle ve değerlerle bütünleştiren eğitim yaklaşımını bu açıdan önemli ve anlamlı buluyoruz.
Çünkü eğitimin farklı kademeleri birbirinden bağımsız değil, aynı uzun yolculuğun birbirini tamamlayan aşamalarıdır. İlk ve ortaöğretimde kazanılan bilgi ve becerilerin üniversitede araştırmaya, üretime ve toplumsal faydaya dönüşmesi gerektiğine inanıyoruz.
Ankara Bilim Üniversitesinde eğitim anlayışımızı bu düşünceyle geliştiriyoruz.
Bu kapsamda yapay zekâ ve sürdürülebilirlik konularını derslerimize ve akademik programlarımıza entegre ettik.
Çünkü hangi alanda eğitim alırsa alsın, her öğrencimizin yapay zekânın sunduğu imkânları ve beraberinde getirdiği sorumlulukları anlamasını istiyoruz.
Aynı şekilde sürdürülebilirliğin yalnızca çevreyle ilgili bir kavram olmadığını; ekonomik kararlarımızı, üretim biçimlerimizi, kaynak kullanımımızı ve topluma karşı sorumluluklarımızı da ilgilendirdiğini görmesini önemsiyoruz.
Üniversitemizin COP31 kapsamında dört yan etkinliğinin kabul edilmesini de sürdürülebilirlik alanındaki çalışmalarımızın somut ve sevindirici bir sonucu olarak görüyoruz.
Ancak bilgi edinmek, eğitimin yalnızca bir aşaması.
Asıl mesele, öğrenilen bilgiyi kullanabilmek.
Bu düşünceden hareketle öğrencilerimize önemli bir görev verdik:
Her öğrencimiz, her yıl bir proje hazırlayacak.
Bu yaklaşımı özellikle önemsiyorum.
Çünkü öğrencilerimizin üniversitede geçirdikleri yılların yalnızca sınavlar ve ders notlarıyla hatırlanmasını istemiyoruz.
Her yıl yeni bir problem üzerinde düşünmelerini, araştırma yapmalarını, farklı görüşlerle karşılaşmalarını, gerektiğinde hata yapmalarını ve yeniden denemelerini istiyoruz.
Bir öğrencimizin geliştirdiği proje belki bir sosyal soruna çözüm getirecek. Bir başkasının projesi yeni bir tasarıma, yazılıma, teknolojik ürüne ya da girişim fikrine dönüşecek.
Elbette her proje bir patente veya ticari ürüne dönüşmeyebilir.
Ama her proje, öğrencimizin düşünme, araştırma, birlikte çalışma ve üretme becerisini geliştirecektir.
Bazen bir üniversitenin öğrencisine kazandırdığı en değerli şey, karşılaştığı bir sorun karşısında “Ben buna bir çözüm geliştirebilirim” diyebilme cesaretidir.
İşte bu cesareti öğrencilerimizin eğitim hayatının bir parçası hâline getirmek istiyoruz.
--
Üniversitede üretilen bilginin, üniversitenin duvarları arasında kalmaması gerektiğine inanıyoruz.
Bilimsel araştırmanın en önemli değerlerinden biri, yeni bilgiler ortaya koymasının yanında, bu bilgilerin insan hayatına ve topluma katkı sağlayabilmesidir.
Bu nedenle üniversite–sanayi iş birliğini gelişim stratejimizin önemli bir parçası olarak görüyoruz.
Akademisyenlerimizin bilimsel birikimiyle sanayinin ihtiyaçlarını, öğrencilerimizin fikirleriyle gerçek hayatın sorunlarını bir araya getirmek istiyoruz.
Ortak araştırmalar, uygulamalı projeler, girişimcilik faaliyetleri ve yeni teknolojilerin geliştirilmesi bu yaklaşımın önemli unsurlarıdır.
Önümüzdeki dönem için en önemli hedeflerimizden biri de üniversitemizle ilişkili bir teknoloji geliştirme bölgesinin oluşturulmasıdır.
Bu hedefi yalnızca fiziksel bir yatırım olarak görmüyoruz.
Öğrencilerimizin projelerinin, akademisyenlerimizin araştırmalarının, girişimcilerin fikirlerinin ve sanayinin ihtiyaçlarının bir araya geldiği canlı bir yenilikçilik ekosistemi oluşturmayı amaçlıyoruz.
Üniversitede üretilen bilginin yeni teknolojilere, yeni girişimlere, nitelikli istihdama ve toplumsal faydaya dönüşmesini istiyoruz.
Bu, üniversitemizin geleceği açısından önemli bir adım olacaktır.
--
Geleceğe hazırlanırken bir başka soruyla da karşı karşıyayız:
Nasıl bir üniversite olmalıyız?
Bu soru, büyüme ile birlikte ele almamız gereken önemli bir konuya işaret etmektedir.
Çünkü stratejik yönetimde esas olan, yalnızca daha fazla faaliyet yürütmek değil, doğru öncelikleri belirleyebilmektir.
Ankara Bilim Üniversitesi yeni akademik programlarla büyümeye devam edecek.
Ancak büyümeyi yalnızca program ve öğrenci sayısındaki artış olarak değerlendirmiyoruz.
Türkiye'nin ve dünyanın gelecekte ihtiyaç duyacağı insan kaynağını, bilimsel ve teknolojik gelişmeleri, sektörlerin dönüşümünü ve üniversitemizin akademik yetkinliklerini birlikte dikkate alıyoruz.
Mevcut programlarımızı güçlendirirken yeni alanlara da açılacağız.
Bunu yaparken tek bir disiplinin sınırlarına kapanan bir üniversite olmak istemiyoruz. Diğer taraftan her alanda aynı anda büyümeye çalışan, akademik enerjisini dağıtan bir kurum olmanın da doğru olmadığını düşünüyoruz.
Hedefimiz, güçlü bir akademik çeşitliliği korurken belirli alanlarda derinleşen, farklı disiplinleri ortak sorunlar etrafında buluşturan bir üniversite olmak.
Teknoloji, insan ve sürdürülebilir gelecek, bu yaklaşımın birbirini tamamlayan temel unsurlarıdır.
UNESCO'nun 2050'ye uzanan eğitim perspektifi de bize üniversitelerin yalnızca bugünün mesleklerine insan yetiştirmekle sınırlı kalamayacağını hatırlatıyor.
Geleceğin üniversiteleri; yaşam boyu öğrenmeyi destekleyen, disiplinler arasında iş birliği kuran, teknolojiyi insan yararına kullanan ve toplumsal sorunlara çözüm üreten kurumlar olacak.
Biz de Ankara Bilim Üniversitesini bu anlayışla geliştirmek istiyoruz.
Bu nedenle önümüzdeki yıllarda yaşam boyu öğrenme imkânlarını, yeni beceri kazandırmaya yönelik eğitimleri ve mikro yeterlilikleri de akademik gelişimimizin önemli parçaları olarak değerlendiriyoruz.
Çünkü eğitim, mezuniyet töreniyle tamamlanan bir süreç olmaktan çıkıyor. İnsanların yaşamları boyunca yeni bilgiler ve yetkinlikler kazanması giderek daha önemli hâle geliyor.
--
Ankara Bilim Üniversitesinin geleceğini, eğitimde kaliteyi, bilimsel üretkenliği ve toplumsal katkıyı esas alan güçlü bir gelişim anlayışıyla şekillendiriyoruz.
Önceliğimiz; öğrenci memnuniyetini artırmak, yapay zekâ ve sürdürülebilirlik uygulamalarını yaygınlaştırmak, her öğrencimizin proje üretmesini sağlamak ve akademik performansımızı sürekli geliştirmektir.
Yükseköğretim Kalite Kurulunun kalite güvencesi yaklaşımı doğrultusunda, eğitimden araştırmaya, yönetimden toplumsal katkıya kadar bütün faaliyetlerimizde sürekli iyileştirmeyi esas alıyoruz.
Geleceğin insan kaynağı ihtiyacına cevap verecek yeni programlarla akademik çeşitliliğimizi güçlendirirken, belirli araştırma alanlarında uzmanlaşmayı ve uluslararası görünürlüğümüzü artırmayı hedefliyoruz.
Üniversite–sanayi iş birliklerini derinleştirmek, girişimcilik ve teknoloji transferi kapasitemizi geliştirmek ve bir teknoloji geliştirme bölgesi oluşturmak da önceliklerimiz arasında yer alıyor.
Mezunlarının başarılarıyla, akademisyenlerinin nitelikli araştırmalarıyla, geliştirdiği teknolojilerle ve topluma sağladığı katkılarla ulusal ve uluslararası düzeyde tanınan bir Ankara Bilim Üniversitesi oluşturmak istiyoruz.
Çünkü değişime uyum sağlamak ile değişime yön verebilmek aynı şey değildir;
Hedefimiz, yalnızca geleceğe hazırlanan değil, bilim ve eğitim yoluyla geleceğin şekillenmesine katkıda bulunan bir üniversite olmaktır.
--
Eğitimin toplum açısından taşıdığı sorumluluğu da unutmamalıyız. Bir öğrencinin üniversitedeki başarısı, üniversite kapısından içeri girdiği gün başlamıyor.
Bugün üniversitemizde eğitim gören her gencin hayatında, onu yetiştiren öğretmenlerinin emeği bulunuyor. Bu emeğin önemli bir yansımasını son dönemdeki PISA sonuçlarındaki başarıda görmekteyiz.
O başarının arkasında ailesinin desteği ile birlikte öğretmenlerinin sabrı, rehberliği ve yıllar boyunca verilen büyük bir emek var.
Üniversiteler, bu uzun eğitim yolculuğunun önemli bir aşamasını üstleniyor.
Bizim sorumluluğumuz, gençlerimizi yalnızca bir mesleğe hazırlamak değil; onların bilimsel düşünceye, farklı görüşlere saygıya, toplumsal sorumluluğa ve birlikte yaşama kültürüne sahip bireyler olarak yetişmelerine de katkıda bulunmaktır.
Terörsüz Türkiye hedefini de bu çerçevede benimsiyoruz.
Toplumsal huzurun, güvenin ve ortak gelecek duygusunun güçlenmesinde eğitimin önemli bir yeri olduğuna inanıyoruz.
Üniversiteler; farklı düşüncelerin saygıyla ifade edilebildiği, sorunların bilgiyle ve akılla ele alındığı, gençlerin birbirini anlamayı öğrendiği kurumlardır.
Bilimin, eğitimin ve gençlerimizin enerjisinin ülkemizin birlik ve beraberliğine önemli katkılar sağlayacağına inanıyorum.
---
Sevgili Öğrencilerimiz, bütün hedeflerimizin merkezinde sizler varsınız; merak etmekten, araştırmaktan, üretmekten ve başarısızlıklar karşısında yeniden denemekten vazgeçmeyin.
Değerli Akademisyenlerimiz, bilimsel çalışmalarınız, öğrencilerimize rehberliğiniz ve özverili emeğiniz üniversitemizin geleceğini şekillendiriyor; katkılarınız için teşekkür ediyorum.
Kıymetli Mütevelli Heyeti Başkanımız ve Üyelerimiz, kuruluşumuzdan bugüne sağladığınız destek ve güven için teşekkür ediyor; akademik ve idari çalışma arkadaşlarımızın, öğrencilerimizin ve bütün paydaşlarımızın katkılarıyla daha güçlü bir Ankara Bilim Üniversitesi oluşturacağımıza inanıyorum.
--
Konuşmamı tamamlarken bir düşüncemi daha paylaşmak istiyorum.
Bir üniversitenin geleceği yalnızca binalarında, laboratuvarlarında ya da stratejik planlarında yazılı değildir.
O gelecek, öğrencilerinin hayallerinde, akademisyenlerinin araştırmalarında, çalışanlarının emeğinde ve aynı hedefe inanan insanların birlikte ortaya koydukları çalışmalarda hayat bulur.
Altı yıl önce Ankara Bilim Üniversitesinin temelleri atıldı.
Bugün bu temeller üzerinde gelişen bir akademik topluluğumuz var.
Şimdi hedefimiz, ülkemizin bilimsel, teknolojik ve toplumsal gelişiminde daha fazla iz bırakan bir üniversite olmak.
Bu hedefe ulaşabileceğimize inanıyorum.
Çünkü üniversitemizin geleceğini birlikte kuracak insanlara güveniyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle, 2026–2027 Akademik Yılının öğrencilerimiz, akademisyenlerimiz ve bütün üniversite topluluğumuz için başarılı, verimli ve güzel bir yıl olmasını diliyorum.
Başta Sayın Millî Eğitim Bakanımız olmak üzere katılımlarıyla bizleri onurlandıran bütün konuklarımıza teşekkür ediyor, hepinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.